Deprem, her yönüyle büyük oranda fiziksel, ekonomik ve sosyal hasarlara neden olan doğal bir afettir. Afet sebebiyle zarar görenlerin, İnsan Hakları Sözleşmesi’nde düzenlenen yaşam hakkı, sağlı çevrede yaşam hakkı ve mülkiyet hakkına dair temel hakları vardır. Bu sebeple afetzedelerin hakları Uluslararası Sözleşmelerde, Anayasa ve Kanunlarda geniş kapsamlı olarak düzenlenmiştir. Bu bağlamda, afetzede hakları, acil yardıma erişim, barınma, sağlık, gıda, iletişim, eğitim ve insan hakları gibi birçok temel hakkı içermektedir. Nitekim 1982 Anayasası’nın 56. maddesinde “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” ve 57. maddesinde “Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Dolayısıyla Anayasanın ilgili maddeleri ile mülkiyet hakkına, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına, devletin şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut yapım yükümlülüklerine değinilmiştir.

Diğer taraftan bireylerin yaşam ve mülkiyet haklarının korunması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ve Anayasa’nın koruduğu temel hakların en başında yer almaktadır. Bu bağlamda kişinin yaşam hakkı çerçevesinde değerlendirilen sağlıklı çevrede yaşama hakkına ilişkin sorumluluklarının gereği olarak idare, depreme karşı gerekli önlemleri almakla yükümlü olmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu konuya dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin depremle ilgili verdiği ilk ve en kapsamlı karar 17 Kasım 2015 tarihli karardır. Söz konusu karar 17 Ağustos depreminde Çınarcık’ta birçok kişinin hayatını kaybettiği “M. Özel Ve Diğerleri/Türkiye” davası ile ilgilidir. Bu hususta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından, “Türkiye’nin sorumlularla ilgili etkili soruşturma yürütmediğine hükmedilerek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkıyla ilgili 2. maddesinin ihlal edildiği” gerekçesiyle verilen karar,

“…Mahkeme, Sözleşme’nin 2. maddesinin, devlete yalnızca, kasten ölüme sebebiyet verilmesini engelleme zorunluluğu getirmediğini, aynı zamanda, kendi yargı yetkisi altında bulunan kişilerin hayatını korumaya yönelik gerekli tüm tedbirleri alma yükümlülüğü de getirdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, bu yükümlülüğün, yaşam hakkını söz konusu edecek nitelikte, kamuya özgü olan ya da olmayan her türlü faaliyet bağlamında geçerli olduğu şeklinde yorumlanması gerekse bile, yaşam hakkının doğal bir afet ile tehdit edilmesi durumunda da geçerli olduğunu hatırlatmaktadır…

Bu bağlamda, doğal tehlikelere ilişkin olarak, devlete atfedilen pozitif yükümlülüklerin kapsamının tehdidin kaynağına ve riskleri azaltabilecek nitelikteki tedbirlere bağlı olduğunu belirttikten sonra, Mahkeme, bu yükümlülüklerin, yakın olan ve açıkça belirlenebilir nitelikteki tehlikelerin ve özellikle de yerleşim alanlarını etkileyen ve tekrar eden afetlerin söz konusu olduğu durumlarda geçerli olduğunu açıkça ifade etmiştir. Böylelikle, insan hayatı bakımından derin etkilere yol açan doğal afetlerin meydana geldiği durumlarda, Sözleşme’nin 2. maddesinin uygulanabilir olduğu ve devletin sorumluluğunun söz konusu olduğu kabul edilmiştir. Felaketlerin önlenmesi ve bu felaketlerin etkilerine karşı halkın korunması hakkında Mahkeme, depremlerin, devletlerin önüne geçemeyecekleri olaylar olduğunu ve devletlere göre, depremlerin önlenmesinin, yalnızca felaketin zararlarını en aza indirgemek için etkilerini azaltmaya yönelik tedbirlerin alınmasından ibaret olabileceğini gözlemlemektedir. Bu bağlamda, felaketleri önleme yükümlülüğünün kapsamı, dolayısıyla esasen devletin, şiddetli ve beklenmedik şekilde gerçekleşen bu tür doğa olaylarıyla, yani depremlerle baş edebilme kapasitesini güçlendiren tedbirlerin alınmasından ibarettir. Bu bağlamda, Mahkeme, felaketlerin önlenmesi hususunun, özellikle arazi düzenlemesini ve imar denetimini kapsadığı kanısına varmaktadır.

Somut olayda, Mahkeme, dosyadaki belgeleri dikkate alarak, ulusal makamların felakete uğrayan bölgenin deprem riski taşıdığının tamamen bilincinde olduklarını gözlemlemektedir. …Yapı ruhsatlarının verilmesi yoluyla arazilerin işgalini ve kullanımını düzenlemekle yetkili olan yerel makamlar, dolayısıyla, risklerin önlenmesinde rol oynayarak, birincil sorumluluğa sahip olmuşlardır. Oysa davaya ilişkin koşullarda, Mahkeme, depremin, söz konusu bölgeye uygulanması gereken, güvenlik ve inşaat ile ilgili standartlara uymayan binaların yıkılması nedeniyle insan hayatı bakımından feci sonuçlara yol açtığını tespit etmektedir. Bu bağlamda, söz konusu sorunu incelemekle yetkili olan ulusal mahkemeler önünde yürütülen davalar sırasında varılan tespitler dikkate alındığında, bu yapıları kontrol etmek ve denetlemekle görevli olan yerel makamların bu konuya ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediklerinin tespit edildiği görülmektedir.” Şeklindedir.

Bir diğer önemli karar ise, 2011 yılında Van’da meydana gelen depremde yıkılan Bayram Oteli’ne ilişkin Serpil Kerimoğlu Ve Diğerleri başvurusu üzerine 17/09/2013 tarihli verilen karardır. Anaysa Mahkemesi tarafından verilen kararda “İlk depremden sonra gerekli önlemleri almayan vali ve AFAD yetkililerinin asli yükümlülüklerinin bulunduğu ve yerel mahkemenin de etkili ve caydırıcı bir ceza soruşturması yürütmediğinin anlaşıldığını vurgulayan Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkının ihlal edildiğine” hükmedilmiştir. 

Özetle verilen kararlarda, depremlerin devletlerin kontrolünde olmayan olaylar olduğu, fakat depremlerin zararlı sonuçlarının engellenmesinde gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğu açıkça belirtilmiştir. Afetlerin üstesinden gelebileceğimiz günler dileği ile depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz.

Avukat Begüm GÜREL (LL.M)&Stajyer Avukat İpek MENGİLLİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü