YARGITAY KARARI VE 2020/20 SAYILI SGK GENELGESİ KAPSAMINDA BELEDİYE ŞİRKETLERİNİN %5’LİK PRİM İNDİRİMİNDE SON DURUM

Belediye şirketlerinin yasal dayanağının ne olduğu, hangi kanunlara dayanılarak
oluşturulduğu, özel hukuka mı yoksa kamu hukukuna mı tabi olduğu, haklardan
ve yükümlülüklerden nasıl yararlanacağı konusu sürekli tartışma konusu
olmuştur. Ayrıca son dönemde de prim indirimleri konusunda oldukça tartışma
yaşanmış olup uygulama açısından farklılıklar doğmuştur. Açıklanan gerekçelerle
bu sorulara cevap verecek nitelikte bir çalışma yapma amaçlanmıştır.
Belediye Şirketlerinin Yasal Dayanağı nedir?
Yasal mevzuat incelendiğinde belediye şirketlerinden nerelerde bahsedildiğini
görmek gerekmektedir. 5393 Sayılı Belediye Kanununa göre Belediye kendisine
verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre şirket
kurabilir (m.70). 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa göre, Büyükşehir
belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta
belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir. Genel sekreter ile belediye ve
bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personel bu şirketlerin yönetim ve
denetim kurullarında görev alabilirler. Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya
tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe,
otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı
kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin %
50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet
İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre
ve bedelle işletilmesini devredebilir (m.26).
Türk Ticaret Kanununa göre, ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir
işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel
hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan
kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar(m.16/1).

Yargıtay’ın Belediye Şirketlerine Bakışı;
14.04.1930 tarihli ve 1471 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, 01.09.1930
tarihinde yürürlüğe giren, 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun, belediyelerin hak,
yetki ve ayrıcalıklarını düzenleyen 19. maddesinin birinci fıkrasının ilk bendinde,
“Belediye idareleri kanunun kendilerine tahmil ettiği vazife ve hizmetleri ifa
ettikten sonra belde sakinlerinin müşterek ve medeni ihtiyaçlarını tesviye edecek
her türlü teşebbüsatı icra ederler.” hükmü düzenlenmiştir. 15.07.1934 tarihinde
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2571 sayılı Kanun’la, 1580
sayılı Belediye Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasının beş numaralı
bendinin birinci ve ikinci paragrafları;
“Belediye sınırı dahilinde muayyen mıntakalar arasında yolcu nakil vasıtası olarak
otobüs, omnibüs, otokar, tünel, troley, füniküler işletmek
munhasıran belediyelerin hakkıdır.
Bunların, belediyelerin de iştirak edecekleri şirketler vasıtasıyla yapılması ve
işletilmesi veya icara verilmesi veyahut imtiyazın devri İcra Vekilleri Heyeti
kararına bağlıdır” şeklinde değiştirilmiştir. 15.07.1934 tarihinde yürürlüğe giren
bu değişiklikle, “belediyelerin de iştirak edecekleri şirketler” ifadesine açıkça yer
verilmesi suretiyle, temel kanuni dayanak oluşturulmuştur. Anılan 19. maddede
yapılan, 05.07.1939 tarihli ve 07.02.1990 tarihli değişikliklerde de, bahsi geçen
ifade korunmuştur.
23.03.1984 tarihli ve 18350 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkındaki 195 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile 09.07.1984 tarihli ve 18453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan,
Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin
Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un 8. maddelerinde, büyükşehir ve
ilçe belediyelerinin, görevli oldukları konularda, 1580 sayılı Belediye Kanunu ve
diğer ilgili mevzuatta belediyelere tanınan hak, yetki, imtiyaz ve muafiyetlere
sahip olacağı kabul edilmiştir.
24.12.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 5272
sayılı Belediye Kanunu’nun 70. maddesinde “Belediye kendisine verilen görev ve
hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre şirket kurabilir.”
hükmü düzenlenmiştir. 13.07.2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak

yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda, aynı yöndeki hükme kanunun
yine 70. maddesinde yer verilmiştir.
23.07.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26. maddesinde de,
büyükşehir belediyesinin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili
mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilecekleri
düzenlenmiştir.
Belediyeler, Anayasa’nın 127. maddesinde kabul edildiği üzere, kamu tüzel
kişiliğine haizdir. İlgili mevzuatta belediyelere, yüklenen görevlerin yerine
getirebilmesi için, önemli hak ve yetkiler verilmiş; kamusal ayrıcalıklar
tanınmıştır. Diğer taraftan, merkezi idareye de, belediyeler üzerinde vesayet
yetkisi verilmiştir.
Belediyeler tarafından kurulan veya ortak olunan şirketler ise, Türk Ticaret
Kanunu hükümlerine tabi sermaye şirketleri olup, belediyelerin tüzel kişiliğinden
ayrı ve bağımsız özel hukuk tüzel kişileridir. Belediyelerin kurdukları veya ortak
oldukları ticaret şirketlerine, kamu tüzel kişiliği kazandıran herhangi bir kanun
hükmü bulunmadığı gibi, kamusal yetki ve ayrıcalıklar tanınmamıştır. Dolayısıyla,
söz konusu şirketlerin “kamu tüzel kişisi” ya da “kamu kurum ve kuruluşu”
oldukları kabul edilemez. Y22HD., 2016/24028 E.-2017/14012 K. 13.06.2017
Belediye Şirketleri Kamu İktisadi Teşebbüsü müdür?
Bu konuda Yargıtay tarafından verilen net bir görüş vardır. Buna göre, 233 sayılı
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, iktisadi
devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarını ve bunların müesseselerini, bağlı
ortaklıklarını ve iştiraklerini kapsamaktadır. Kanun Hükmünde Kararname’nin 2.
maddesinin birinci bendinde “Kamu iktisadi teşebbüsü “Teşebbüs”; iktisadi devlet
teşekkülü ile kamu iktisadi kuruluşunun ortak adıdır.”; ikinci bendinde “İktisadi
devlet teşekkülü “Teşekkül”; sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda
ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi
teşebbüsüdür.”; üçüncü bendinde “Kamu İktisadî Kuruluşu “Kuruluş”;
sermayesinin tamamı Devlete ait olup, tekel niteliğindeki mal ve hizmetleri kamu
yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve gördüğü bu kamu
hizmeti dolayısıyla ürettiği mal ve hizmetler imtiyaz sayılan kamu iktisadî
teşebbüsüdür.” tanımlamalarına yer verilmiştir. Bu tanımlamalarla sabit olduğu
üzere, kamu iktisadi teşebbüslerinin sermayesi Devlete aittir. Belediyeler ise,

Devlet tüzel kişiliğinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptir.
Dolayısıyla belediyelerin hissedarı oldukları şirketler, 233 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname kapsamında olmayıp, kamu iktisadi teşebbüsü sayılamaz.Y22HD.,
2016/24028 E.-2017/14012 K. 13.06.2017
Prim indiriminin yasal dayanağı nedir?
Bünyesinde işçi çalıştıran özel sektör işverenlerine yönelik malullük, yaşlılık ve
ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden
tutarınca prim indirimi verilmektedir. Ancak bunun belirli şartlar aranmıştır.
Esasen çalışmamızın konusunu da bu prim indirimi oluşturmaktadır. Belirtilen
teşvikin yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’dur.
Kanunun 81.maddesinin “ı” bendine göre, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin,
bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm
sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar
Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için,
işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim
ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna,
muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini ise Maliye Bakanlığına vermeleri,
sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden
tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde
ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin
gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma
olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı
borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile
29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve
22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden
Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer
taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran
işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu
fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu bent hükümleri; vakıflar tarafından kurulan
yükseköğretim kurumları ile okul-aile birliklerince çalıştırılanlar hariç olmak üzere
21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası

kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886
sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale
Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım
işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri,
sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar
hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar
vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu
fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için
birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır.
Buna göre,
5 puanlık indirim; prim borçlarını düzenli olarak ödeyen özel sektör işverenlerine
malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları işveren hissesinde 5 puanlık indirim
sağlayan, sigorta primi indirimi uygulamasıdır. Bu indirim, 1/10/2008 tarihinden
itibaren uygulanmaktadır.
Belirtilen indirimden yararlanmak için işverenlerin;
 Çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak aylık prim ve hizmet belgelerini yasal
süresi içerisinde Kuruma vermeleri,
 Primlerini yasal süresi içerisinde ödemeleri,
 Kuruma yasal ödeme süresi geçmiş prim, idari para cezası ve bunlara
ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması (varsa da
yapılandırılmış/tecil ve taksitlendirilmiş olması ve bu işlemlerin devam
ediyor olması),
 Yapılan kontrol ve denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak
bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı yönünde tespitin
bulunmaması, gerekmektedir.
5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve
kuruluşlara ait işyerleri in bu bent hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
İlgili maddeye göre herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya
yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler,
katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri,
belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal
güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş
diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve
bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin

%50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro,
pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.
Madde kapsamı incelendiğinde sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan
diğer ortaklıklar bu indirimden yararlanamayacaktır. Ancak çalışmamızın
genelinden de anlaşılacağı gibi sermayesinin %50’sinden fazlası belediyeye ait
olsa da belediye şirketleri bir kamu ortaklığına bağlı kamu işyerinden ziyade özel
sektör işyeri olarak kabul edilmelidir.
Belediye şirketi özel sektör mü? Kamu sektörü mü?
Çalışma kapsamında yukarıda belirtilen mevzuat tanımlamaları, Yargıtay’ın net
görüşü, belediye şirketlerinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre işlem
görmesi ve tacir sayılması, kurumlar vergisine tabi olması ve daha bir çok
faktörün bir arada bulunması dikkate alındığında belediye şirketlerinin özel sektör
olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre, Kamu idareleri:
10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3
üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kamu idareleri ve kamu
iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı idare, ortaklık, müessese ve işletmeleri ve
yukarıda belirtilenlerin ödenmiş sermayesinin % 50’sinden fazlasına sahip
oldukları ortaklık ve işletmelerden Türk Ticaret Kanununa tabi olmayanlarla özel
kanunlarına göre personel çalıştıran diğer kamu kurumlarını ifade eder(m. 5510
/3 -21). Buradan da net bir şekilde Türk Ticaret Kanununa tabi olarak işlem
gören işyerleri kamu idaresi olarak kabul görmemektedir.
İlgili mevzuat hükümleri belediye şirketlerinin yasal dayanağı kısmında
belirtilmekle birlikte tekrar hatırlatılmalıdır ki, Yargıtay’a göre
Belediyeler tarafından kurulan veya ortak olunan şirketler ise, Türk Ticaret
Kanunu hükümlerine tabi sermaye şirketleri olup, belediyelerin tüzel kişiliğinden
ayrı ve bağımsız özel hukuk tüzel kişileridir. Belediyelerin kurdukları veya ortak
oldukları ticaret şirketlerine, kamu tüzel kişiliği kazandıran herhangi bir kanun
hükmü bulunmadığı gibi, kamusal yetki ve ayrıcalıklar tanınmamıştır. Dolayısıyla,
söz konusu şirketlerin “kamu tüzel kişisi” ya da “kamu kurum ve kuruluşu”
oldukları kabul edilemez. Y22HD., 2016/24028 E.-2017/14012 K. 13.06.2017
Belediye şirketlerinin kurumlar vergisine tabi olduğundan bahsetmiştik. Bunun yasal dayanağı incelendiğinde,

Kurumlar Vergisi Kanununda mükelleflerden birisi de iktisadi kamu kuruluşlarıdır.
İktisadî kamu kuruluşları: Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu
idarelerine ve kuruluşlarına ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı bulunan ve
birinci ve ikinci fıkralar dışında kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler iktisadî kamu
kuruluşudur(m.2/3).
1/1/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 5520 sayılı
Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasına ilişkin açıklamalara yönelik çıkarılan
KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ’nin Mükellefler başlıklı 2.maddesi içerisinde
yer alan Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, diğer kamu idarelerine ve
kuruluşlarına ait veya bağlı olan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler başlıklı bentte,
İktisadi kamu kuruluşları, kamu idare ve kuruluşlarına ait veya bağlı olan tüm
iktisadi işletmeleri kapsar. Bu nedenle iktisadi kamu kuruluşları kavramı, hem
kamu iktisadi teşebbüslerini hem de kamu kurum ve kuruluşlarına ait veya tabi
olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen iktisadi kuruluşlar ile döner
sermayeli kuruluşları da kapsamına alır.
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının, Belediye bünyesinde kurulan işletmenin
vergisel yükümlülükleri hakkındaki 18.09.2013 tarih ve 27575268-105[229-
8823]-1038 sayılı yazısında Belediyeniz İşletme ve İştirakler Müdürlüğü
bünyesinde “… İşletmesi” adı altında kurulması kararlaştırılan işletmenizde; …
vb. mamullerin üretilerek satışının yapılması halinde söz konusu ticari faaliyet
nedeniyle Başkanlığınıza bağlı bir iktisadi kamu kuruluşu oluşacağından bu
iktisadi kamu kuruluşu nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmesi ve
Belediyeniz tüzel kişiliğine ait işlemler ile ilişkilendirilmeden hazırlanacak
kurumlar vergisi beyannamesinin iktisadi işletmenizin kanuni veya iş merkezinin
bulunduğu yer vergi dairesine verilmesi gerekmektedir.
Görüldüğü üzere belediye şirketlerinin kurumlar vergisine tabi olduğu açıkça
zikredilmiştir.
2020/20 sayılı SGK Genelgesinde mahiyet kodu ve prim indirimi;
18.06.2020 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından “İşveren
İşlemleri Genelgesi” başlıklı,51592363-010.06.01-E.7156781 sayılı bir genelge
yayınlanmıştır. Genelgenin KAMU SEKTÖRÜNE İLİŞKİN MAHİYET KODUNUN
BELİRLENMESİ başlıklı maddesinde yer alan mahiyet kodu tespiti konumuz
açısından önem arz etmektedir.

Bilindiği üzere, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin “İşyeri Sicil Numarası”
başlıklı 28 nci maddesinde; Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi gereğince sigortalı çalıştırılan işyerine; Kurumca ‘Mahiyet kodu’, ‘İşkolu
kodu’, ‘Ünite kodu’, ‘Sıra numarası’, ‘İl kodu’, ‘İlçe kodu’ ve ‘Kontrol numarası’nı
ihtiva eden bir işyeri sicil numarası verilir ve bu numara işverene tebliğ edilir.
a) Mahiyet kodu; yapılan işin özel veya kamu sektörüne ait daimi veya geçici
olduğunu belirtmeye yönelik olup tek hane rakamdan ibarettir. ‘1’ rakamı kamu
sektörüne ait devamlı işyerlerini, ‘2’ rakamı özel sektöre ait devamlı işyerlerini,
‘3’ rakamı kamu sektörüne ait geçici işyerlerini, ‘4’ rakamı özel sektöre ait geçici
işyerlerini ifade eder. Hükümleri yer almaktadır.
İşyeri sicil numarasında yer alan mahiyet kodu, yapılan işin özel veya kamu
sektörüne ait olup olmadığını ve ayrıca yapılan işin devamlı veya geçici olduğunu
belirtmektedir. Bu bakımdan, işyerinin mahiyet kodu 1 veya 3 olarak
belirlenirken aşağıda belirtilen işyerleri kapsamında olup olmadığı dikkate
alınacaktır.
10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre
uluslararası sınıflandırmalara göre belirlenmiş olan merkezî yönetim
kapsamındaki kamu idareleri: 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı
cetvellerde yer alan kamu idareleri, kamu sektörüne ait işyeri olarak tescil
edilecektir.
Sosyal güvenlik kurumları: 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan
kamu kurumları kamu sektörüne ait işyeri olarak tescil edilecektir.
Mahallî idareler: Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak
kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ile bunlara bağlı veya bunların
kurdukları veya üye oldukları birlik ve idareler kamu sektörüne ait işyeri olarak
tescil edilecektir.
Mahallî idarelerin bağlı idareleri: Belediyelere bağlı, kanunla kurulan, ayrı bütçeli
ve kamu tüzel kişiliğine haiz su ve kanalizasyon, otobüs, ulaştırma ve benzeri
hizmetleri yürüten idareleridir. Örneğin; ASKİ, İSKİ, EGO, İETT gibi idareler
belediyelerin bağlı idareleridir.
Kamu iktisadi teşebbüsleri: Kamu iktisadi teşebbüsü “Teşebbüs”; iktisadi devlet
teşekkülü ile kamu iktisadi kuruluşunun ortak adıdır. İktisadi devlet teşekkülü
“Teşekkül”; sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre
faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsüdür. Kamu iktisadi

kuruluşu “Kuruluş”; sermayesinin tamamı Devlete ait olup tekel niteliğindeki mal
ve hizmetleri kamu yararı gözeterek üretmek ve pazarlamak üzere kurulan ve
gördüğü bu kamu hizmeti dolayısıyla ürettiği mal ve hizmetler imtiyazlı sayılan
kamu iktisadi teşebbüsüdür.
Bağlı ortaklıklar: Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülüne
veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan
oluşan anonim şirketlere bağlı ortaklık denir. Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan bağlı ortaklıklar kamu
sektörüne ait işyeri olarak tescil edilecektir.
Genelgede belirtilen “bağlı ortaklık”ların kamu sektörüne ait işyeri olarak tescil
edileceği belirtilmiştir. Bu ifade sonrası belediye şirketlerinin mahiyet kodu “1”
olarak kayıt altına alınmış ve %5’lik SGK Prim indirimi iptal edilmiştir. Sorun da
tam olarak buradan doğmaktadır. Belediye şirketleri bu kapsamda
değerlendirilmeli midir? Kanaatimizce yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate
alındığında belediye şirketleri özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir çok konuda özel
sektör işyeri gibi değerlendirilmektedir. Buna bağlı olarak gerekçesi sonuç
kısmında açıklanacağı üzere belediye şirketlerinin kamu sektörü olmadığı, buna
bağlı olarak prim indiriminden faydalanması gerektiği görüşündeyiz.
Prim indiriminin devam edip etmeyeceğine ilişkin Yargıtay görüşü;
Prim indiriminden belediye şirketlerinin yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin
açılan davada, belediye şirketlerinin özel sektör olarak değerlendirilip
değerlendirilmeyeceği tartışılmış ve sonuç olarak belediye şirketlerinin özel sektör
tüzel kişiliğine sahip olduğu ve bu nedenle belirtilen Prim indiriminden
yararlanması gerektiğine hükmedilmiştir. Kocaeli 1.İş Mahkemesinin 18.06.2013
tarih ve 2013/103 Esas, 2013/262 Karar sayılı dosyasına göre, sermayesinin
%99.99’u belediyeye ait olan bir belediye şirketinin Türk Ticaret Kanununa göre
kurulduğu, şirketin sermayesinin kamu kurum ve kuruluşları tarafından
sağlanmasının ayrı bir husus olduğu, bu durumun şirketin özel hukuk tüzel kişisi
olduğunu değiştirmeyeceği, dolayısıyla Türk Ticaret Kanununa göre kurulan
anonim şirketin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun 81.maddesinde belirtilen 5 puanlık prim indiriminden yararlanması
gerektiğine hükmedilmiştir.
Yerel Mahkeme tarafından verilen karar ile içerik olarak aynı olan bir kararın da
Yargıtay 21.Hukuk Dairesi tarafından 23.06.2014 tarih, 2013/15025 esas ve

2014/14696 karar sayılı dosyası ile onadığı ve onama gerekçesinde yerel
mahkeme karar verirken maddi delillere dayandığı ve kararların
değerlendirilmesine herhangi bir hukuka aykırılık olmadığı belirtilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan durumlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde,
 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre belediye
şirketlerinin kamu idaresinden sayılmadığı,
 Belediye şirketlerinin Türk Ticaret Kanununa göre kurulan ve işlem gören
şirketler olduğu,
 Belediye şirketlerinin, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında
olmayıp, kamu iktisadi teşebbüsü sayılamayacağına ilişkin kesinleşmiş
Yargıtay kararı olduğu,
 Belediyelerin kurdukları veya ortak oldukları ticaret şirketlerine, kamu
tüzel kişiliği kazandıran herhangi bir kanun hükmü bulunmadığı gibi,
kamusal yetki ve ayrıcalıklar tanınmamıştır. Dolayısıyla, söz
konusu şirketlerin “kamu tüzel kişisi” ya da “kamu kurum ve kuruluşu”
olduklarının kabul edilemeyeceğine ilişkin Yargıtay kararı olduğu,
 Belediye şirketlerinin 5 puanlık prim desteğinden yararlanabileceğine ilişkin
kesinleşmiş Yargıtay kararı olduğu,
 Belediye şirketlerinin kurumlar vergisi başta olmak üzere bir çok özel
sektör işyerlerine ait uygulamalara tabi olduğu hususları birlikte
değerlendirildiğinde belediye şirketlerinin tartışmasız bir şekilde “özel
sektör tüzel kişisi” olduğu görüşündeyiz.
Açıklanan nedenlerle belediye şirketlerinin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 81.maddesi kapsamında yer alan 5 puanlık prim
desteğinden yararlanması gerekmektedir. Nitekim 5 puanlık prim desteği, hem
sosyal güvenlik kurumunu tahsilat kapasitesini artırmak, hem de primini
zamanında ödeyen işverenlere bir ödüllendirme sağlamak için getirilmiş bir
uygulamadır. Belediye şirketleri bulundukları yerlerde kendi alanlarında iştigal
eden birçok özel sektör işyerleri ile rekabet halinde olup, kendileri de özel sektör
işyeri olarak faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu açıdan dahi bakıldığında belediye
şirketlerinin özel sektör olarak değerlendirilmeyerek 5 puanlık prim indiriminden
muaf tutulması haksız rekabet ortamı oluşturacaktır. Bu nedenle de fiyat
dengeleme, istihdam sağlama, düzenli prim ödenmesine yönelik çaba sarfetme

gibi birçok konuda belediye şirketlerinin pasifize edilmesine neden olacaktır ki, bu
durum da dolaylı olarak kamu zararına neden olacaktır.
Sonuç olarak belediye şirketlerinin özel sektör niteliği taşıdığı kabul edilerek,
2020/20 sayılı Genelgede yer alan bağlı ortaklık kavramına belediye şirketlerinin
dahil edilmemesi, belediye şirketlerinin mahiyet kodunun “2” veya “4” olarak
belirtilmesi ve 5 puanlık prim desteğinden tartışmasız bir şekilde yararlanacağı
yönünde açık bir düzenlemenin getirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Yahut da
belediye şirketlerinin kamu sektörü tüzel kişiliği olduğuna ilişkin net bir kanun
hükmü getirilerek tüm işlemlerinin ve çalışma şeklinin kamu sektörü işyerine tabi
olması sağlanmalıdır. Anayasa’da açıkça “Devlet, özel teşebbüslerin milli
ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve
kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır” (m.48/2) ifadesi yer
almaktadır. Aksi halde mevcut düzenlemeler ve yapılan işlemler hukuki bir zemin
taşımamakta belediye şirketleri adeta işine gelinen konularda özel sektör işine
gelinen konularda ise kamu sektör tüzel kişiliği gibi değerlendirilerek her
halükarda belediye şirketlerinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde işlemler
yapıldığı görülmektedir.

AV.DOÇ.DR. ALİ EKİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü